Yıllardır bilim dünyasının en karmaşık bilmecelerinden biri olan Alzheimer hastalığı, potansiyel tedavilere karşı direncini sürdürüyordu. Hastalık, birçok farklı biyolojik ve yaşam tarzı faktörünün birleşimiyle ortaya çıkan karmaşık, çok faktörlü bir rahatsızlık olarak kabul ediliyordu. Ancak Ocak ayında saygın bilim dergisi Nature'da yayımlanan çığır açıcı yeni bir çalışma, bu anlayışı kökten değiştirecek verilere işaret ediyor. Araştırma, hastalığın gelişim riskinin büyük ölçüde tek bir kritik gen tarafından belirlendiğini ortaya koyuyor: apolipoprotein E (APOE).

APOE Geni'nin Sırrı Çözülüyor: Koruyucu ve Riskli Varyantlar

Yeni bulgulara göre, APOE geninin koruyucu versiyonlarına sahip kişilerde Alzheimer gelişme olasılığı son derece düşükken, riskli varyantları taşıyanlar hastalığa karşı çok daha savunmasız. Şaşırtıcı olan ise, dünya nüfusunun %99'unun en az bir tane hastalığı tetikleyici APOE geni varyantına sahip olması. Bu keşif, genetik tedavilerin Alzheimer riskini, hastalıkla karşı karşıya olan geniş bir popülasyon için dramatik bir şekilde azaltabileceği umudunu doğuruyor ve yaygın olarak kullanılacak ilk gen terapilerinden birinin önünü açabilir. Daha önce APOE geni ile ilgili üç ana varyant olduğu biliniyordu: APOE2, APOE3 ve APOE4. Uzun süre APOE2'nin koruyucu, APOE4'ün riski artırıcı olduğu düşünülürken, APOE3'ün nötr olduğu varsayılıyordu. Ancak 450.000 kişilik devasa bir veri setini inceleyen yeni Nature çalışması, bu algıyı kökten değiştirdi. Araştırma, APOE3'ün sanıldığı gibi nötr olmadığını, aksine APOE4'e göre çok daha düşük bir oranda da olsa Alzheimer riskini artırdığını gösterdi. İki kopyası APOE2 olan kişilerin ise Alzheimer geliştirmeye karşı neredeyse tamamen bağışıklık kazandığı tespit edildi. Hatta sadece bir APOE2 kopyası taşımak bile riski 80 kat azaltıyor.

Gen Terapisi ile Büyük Bir Nüfusa Ulaşmak

APOE geni, ana görevi kandaki yağ moleküllerini taşımak olsa da, Alzheimer'ın en iyi bilinen moleküler suçlusu olan amiloid-beta proteini ile yakın etkileşim içindedir. Amiloid-beta proteinleri, nöronlar arasındaki bağlantıları yok eden ve iltihabı tetikleyen plaklar halinde birikir. APOE4 varyantının, glia adı verilen destek hücrelerinde yağ işlenmesini bozduğu, nöro-inflamasyonu tetiklediği, hücre ölümünü artırdığı ve oksidatif stresi yönetme yeteneğini azalttığı düşünülüyor. Tüm bu mekanizmalar, Alzheimer patolojisine katkıda bulunuyor. Şimdiye kadar gen terapileri, spinal müsküler atrofi (SMA) veya retinal distrofi gibi nadir genetik bozuklukları olan küçük popülasyonlara yönelik başarılı tedaviler sunmuştu. Ancak Alzheimer gibi yaygın bir hastalığa yönelik gen terapisi, çok daha büyük bir etki potansiyeline sahip. ABD'de en yüksek riskli APOE formuna sahip 900.000'den fazla insan olduğu tahmin ediliyor ve bu gen terapisinin yaklaşık %28'lik bir popülasyona fayda sağlayabileceği düşünülüyor.

Gelecek Vaat Eden Klinik Çalışmalar

New York merkezli Lexeo Therapeutics şirketi, APOE genini hedef alan bir tedavi geliştiriyor ve bu alanda üç farklı klinik güvenlik ve dozaj çalışması planlıyor. Bu çalışmalar, en yüksek riskli APOE4/APOE4 gen kombinasyonuna sahip erken Alzheimer hastalarında koruyucu APOE geni varyantlarını artırmayı ve zararlı varyantları azaltmayı hedefliyor. İlk aşamada, erken Alzheimer hastalarının beyinlerine koruyucu APOE2 gen varyantı entegre edilecek. İkinci bir çalışmada ise, ciddi amiloid plak birikimine rağmen Alzheimer semptomu göstermeyen insanlarda bulunan ve daha da güçlü bir nöroproteksiyon sağladığı düşünülen, nadir Christchurch mutasyonu içeren APOE2 versiyonu kullanılacak. Son olarak, ekip APOE2 eklemesini, APOE4 gen ifadesini baskılamak için küçük RNA parçacıkları kullanarak birleştirmeyi hedefleyen bir deneme planlıyor. Şirketin ilk güvenlik testleri, tedavinin iyi tolere edildiğini ve 15 katılımcının çoğunda tau proteini seviyelerini düşürdüğünü gösterdi. Bu gen terapileri, birden fazla hastalık yolunu hedef alma potansiyeliyle hastalar için önemli faydalar sunabilir. APOE genindeki bu yeni anlayış ve gen terapisi yaklaşımları, Alzheimer hastalığına karşı mücadelede gelecekteki tedaviler için eşi benzeri görülmemiş bir umut ışığı yakıyor.